BU BİR VEDA YAZISIDIR 3

 BU BİR VEDA YAZISIDIR. 2. SAYFANIN DEVAMI


Bu dönemlerde lise 1 sonlarında mide sıkıntılarım ortaya çıktı. Sabah kalkınca mide bulantıları,karın ağrıları yaşamaya başladım. 2016 yılında ise bu bulantılar yerini kusmaya,karın ağrısı yerini ishale bırakmıştı. Yapılan endoskopi ve Kolonosopi sonucunda gasrtit,reflü ve helikobakterisi tanısı aldım ve buna yönelik tedavi aldım. Aldığım bu tedavi sonrasında bağırsak şikayelerim geçse de bulantı ve kusma şikayetlerim geçmedi. 


Ayrıca 2016 yılında lise ikiye başladıktan 1-2 hafta sonra Kadıköy Erenköy tren istasyonu dibinde yeni bir kapıcılık işi bulundu. Masraflar, okulumun bu tarafta olması, yol felan düşünülünce hemen satın aldığımız evi bırakıp buraya geçtik. Yeni taşıdığımız evde en fazla 2-3 ay durmuştuk sanırım. Burası önceki şaşkınbakkal'daki evden çok daha büyüktü. Ancak buraya bir türlü alışamadım. Yine kendime ait bir odam vardı ama odama bile uzun süre ısınamadım. Zaten burası devlet demiryollarına ait bir lojmandı ve bizim durduğumuz daire de sonradan kazan dairelerinden felan ortaya çıkarılmış odalara sahip bir daireydi.


Bu arada okul yolum kısalmıştı. Ters kalıyordu aslında okul için. Aşağı ve yukarı yolun tam ortasında kaldığı için mecburen ben ortadan direkt olarak okula yürüyordum ve yarım saat civarı bir yürüme durumum oluyordu.


Bu süreçte hastalığım ise zaman zaman duruluyor zaman zaman artıyordu. 

Lise ikide fen derslerinde iyi olmadığımı ve hoşlanmadığımı anladığım için bir eşit ağırlık seçtim. Kimya dersinde oldukça iyiydim hatta sayısal seçen arkadaşlarım kimyada benden kopya felan çekerlerdi. Ama biyololji ve fizik bana göre hiç değildi. 


Lise 3'e eşit ağırlık öğrencisi olarak geçtim. Sınıflar karışmıştı. Lise ikide iyi arkadaşlıklarım olmuştu. Ve lise hayatım boyunca bu arkadaşlıklar devam etti. Tabi sınıf ayrımı olup başka sınıflara dağılınca ister istemez bu arkadaşlıkların bazıları da bozuldu.


Hastalığım ise lise 3'te yani 2017 yılında şiddetlendi. Sürekli kusuyordum. Ataklar yaşıyordum. Kahve rengi şeklinde kahve telvesi gibi kusuyordum. Sürekli Göztepe hastanesi aciline başvuruyorduk ve orada serum takıp yolluyolardı ama bana bir faydası olmuyordu. Bu yüzden oraya gitmek istemiyordum. Bir gün yine şiddetli kusmam oldu ve tamamen siyah kusmuştum. Kanamam olabileceği sürekli söyleniyordu. Saat başı kan alınıyordu ama bir müdahale yapılmıyordu. Yine o gün serum verip yolladılar ama ben eve varmadan daha beter fenalaşıp bayılınca ambulans ile beni tektar oraya götürmüşler. Kayıtlara mide kanamam olduğu geçmiş. Hatta kan düzeylerim çok kritik seviyenin de altına düşmüş ama bana hiçbir acil müdahale yapmadan serumlarla kendime gelmemi bekleyio taburcu etmişler.

 2017 haziran ayı gibi olan bu süreçten sonra onca sene gitmediğimiz tatile(köye) nerden yel estiyse bu sene gitmeye karar verdik. Giderken o kadar da kötü değildim ama mide sıkıntım devam ediyordu. Tokat'ta diyetime dikkat edemedim. Farklı sulardan doğal kaynak sularından felan içmek zorunda kaldım ve bu da benim orada sonum olmuştu. Sürekli kusmaya başladım. Kusacak bir şey kalmamasına rağmen safraya kadar her şeyi kusmama rağmen öğürme geğirme durmaz olmuştu. Önce Zile devlet hastanesine gitmiştik. Oradan tokata ambulansla sevk ettiler. Orada 3-4 gün yoğun bakımda yatırdılar hiçbir müdahale olmadı ve ne olduğunu bulamadılar sonrasında Gaziosmanpaşa üniversitesi Hastanesi'ne yine ambulansla sevk ettiler. Burada da yine 5-6 gün yoğun bakımda kaldım. Burada da hiçbir çözüm bulunamadı. Ben uykusuz, acıyla kıvranarak, öğüre öğürme fenalaşmaya bu süreçte devam ettim ve çok ciddi kilo kaybım oldu. En son içerdeki bütün zehirli köpükler boşaltılınca gözümün önü açılmış. Bu çocuğu burada bekletmeden İstanbul'a götürün demişler. İstanbul'da Ümraniye eğitim ve araştırma hastanesinde çocuk gastroenterolojiden takipli doktorum Çoşkun çeltik hoca durumumu, testleri görünce ve süreci dinleyince oğlum sen ne yaşamışsın böyle dedi. İyiki çekip gelmişssiniz dedi. Çok ciddi ve ölümle sonuçlanabilecek Mide kanaması geçirdiğimi, midemde birçok büyük ülser oluştuğunu, gasrtit ve reflünün şiddetlendiği söyledi. E nabıza işlenmiş bana müdahale bile etmemişlerdi. Yani Tokat'ta yogun bakımda yatmıs olmamın sebebi gitmeden önce geçirdiğim mide kanamasıymıs zaten. Bana diyet programı verdi. Ayrıca antibiyotikler, probiyotikler verdi. Bu ilaç ve diyet tedavisi sayesinde 2017 yılının son çeyreği ve 2018 yılının tamamı benim açımdan çok iyi geçti. Kusma ataklarım oldukça azalmıştı. Birçok şeyi diyetime dikkat ederek yiyebiliyordum. 70-75 kilolara kadar çıkmıştım ve gayet iyi bir fiziğe sahip olmuştum. Tekrardan kendimce spor yapmaya bile başlamıştım. 



Üniversiteye hazırlık dönemi yani lise son dönemi bu iyi olduğum döneme denk geliyor. Yine bir sınav senesi idi Yine dershaneye yazıldım. Dershane Kadıköy'de idi. Bu sene hayatımın en tempolu ve son tempolu yılıydı. Sabah 6 da kalkar sabahları yarım saat okula kadar yaz kış yürür, saat 3'te okuldan çıkar hafta içi akşam saat 5'te dershanede derslere girerdim. Bu aradaki 2 saatlik süreçte ise yarım saati felan yola giderdi. Geri kalan sürede yemek yer bir şeyler içer arkadaşlarımla oturur muhabbet eder,çay felan içerdim ve hem en yoğun hem en sosyal olduğum dönemlerden birisiydi. Ve kendim için en çok para harcadığım dönemdi diyebilirim. Okulda ayrı, kadıköyde ayrı yemekler yerdim ve bu sayede baya kilo almıştım. Midemi bozmayacak şekilde içecekler ve tatlılar, yiyecekler denerdim. Bu dönemde iddia oynadığım da oluyordu bunu inkar edemem. 3 lira yatırır 40-50 lira kazanır o dönemin koşullarına göre 2-3 gün rahatlıkla o parayı yer içerdim. Dershane ortamı da çoğunlukla anadolu sağlık meslek lisesinden kızlardan oluşuyordu. Elbette mezunlar ve farklı liseden olanlar da çok vardı ama birlikte eğitim aldığım kısım bunlardı. Beni kurtardı dediğim Zübeyde yengenin kardeşinin çocuğu olan ve benim de çoçukluktan tanıdığım Esma adında bir arkadaşım sayesinde bu dershaneyi bulmuştum. O da dershaneye alışma sürecimde elinden geldiğince yardımcı olmuştu. Zaten çocukluk arkadaşıydık.

Kadir hoca isminde bir hocamız vardı dershane organizasyonundan o sorumluydu. Hatta kadir hocanın şöyle bir lafı vardı. "Esma seni niye çok seviyorum biliyor musun? Beni serkanla tanıştırdığın için" derdi. Dershanede herkes tarafından sevilen, en azından kimseyle bir sorunu olmayan tek kişiydim sanırım. Okulda da yine o kadar gruplaşma ve tartışmaya rağmen kimseyle en ufak bir sorunu olmayan tek kişiydim. Okulda Yusuf,Firdevs,Asya,Enes,Adem, Berke gibi yakın arkadaşlarım vardı. Dershanede ise kafa dengi ve keyif aldığım birçok kişi vardı. Özellikle mezun tayfası ile görüşmeyi severdim. Orada Oğuzhan adında bir çocuk ile tanıştım ve sonraki 2-3 sene boyunca büyük bir arkadaşlık yaşadık. Gezerdik, tozardık,gülerdik,yerdik,içerdik, birbirimizin sorunlarını dinlerdik. Ya da en azından dinlediğimizi sanardık. Hastalığımın ilerlediği bir dönemde sevgilisinden ayrıldığını ve konuşmaya ihtiyacı olduğunu söyleyince motora atlatıp akşam saati evinden alıp kalamış Atatürk parkına götürüp moralini düzeltmiş, gülüp eğlenmiştik. Yine olsa yine yapardım. Yaptığımı gözüme sokmuyorum. Defalarca ödevini yapmışımdır. Her konuda hayatına bir yardımım olmuştur. Her konuda uzun uzun dinlemişimdir. Ben zaten öyle hayatını çok fazla herkesle paylaşan birisi değilim. Ama hep iyi anlarımı paylaşmıştım. Hayatımda benim mutluluğumdam mutlu olmadığını gördüğüm bir an olmuştu. Keşke o zaman bitirseymişim arkadaşlığımı. Ama sonrasında hastalığımın artık çok ilerlediği bir dönemde beni sürekli yolda boş bol gitmemek için arar yol bitince kapatırdı. Bir gün yine çok kötü olduğum ve dayanılmayacak bir durumda olduğum zamanda yolda yürürken konuşurken ben İntihar edicem diye kendimize açtım ona ve güldü dalga geçti ciddiye almadı, yolum bitti sonra görüşürüz dedi. O an her şey o kadar boş gelmişti ki. 3-4 sene boyunca hayatımda olan birçok anı biriktirdiğim kardeşim dostum dediğim bir insan en zor zamanımda beni yalnız bırakmıştı. İnsanlar da hayat gibi böyle acımasız ve nankörler işte.


Ve nihayet lise de bitti. Hayatımdaki ilk tatili de bu yaz döneminde yapmış oldum. 4-5 günlüğüne Balıkesir Erdek Doğanlar köyüne gittik. Tüm gün boyunca yüzdüm. Doğal bir ortamı olan güzel bir yerdi. Vücudum yüzmekten dolayı çok güzel şekil almıştı ayrıca ağırlık da kaldırıyordum ve 75 kilo civarında geniş omuzlu estetik bir vücuda sahip olmuştum. Tatil dönüşü yine çalışmayla bu kez sahildeki büyük büfe şeklinde simit tezgahında çalışmayla geçmişti. Sonrası ise tercih dönemleri felan derken karışık ve hızlıca geçmişti. Gönlümden geçen yer ve aynı zamanda evime en yakın yer olan Marmara üniversitesi'ni tercihlerinde ön sıralara aldım ve Marmara üniversitesi iktisat fakültesini kazandım. Yol kenarında olan zaten dışını bildiğim bir kampüsü vardı. İçinde hiç kampüs havası yok gibiydi. Yeşil alanı yok denilecek kadar sınırlıydı ve full binalardan oluşmaktaydı. Okulun ilk gün açılışına gitmiştim. Orada ise tanıtım günlerinde geldiğim ve boşuna burayı yazma sıralama o kadar oynamaz ölü tercih yaparsın diyen asistan hoca şansa bizim sınıfın başında duruyordu. Beni tanıdınız mı hocam diyerek yanına yanaşmıştım. Kazananamazsın dediği bölüme çok rahat girmiştim. Sıralamalar yine yeni bir sistemin ilk kurbanları için çok fazla oynamıştı. Tıpkı TEOG'ta olduğu gibi YKS'yi de ilk deneyimleyen 2000 nesli olmuştu.


Üniversiteye başladım. Dersler inanılmaz zor ve sayısal ağırlıklıydı. Ne kadar çalışsam da çok yüksek notlar almak mümkün değildi.

Özellikle matematikte büyük bocallamıştım. Sırf ben de değil 200 kişilik sınıfın neredeyse hepsi dersten kalmıştı ve o zaman derste kayıtlı ve dersi alan neden 600 civarı kişi olduğunu anlamıştım.


2019 başında bir ameliyat geçirdim. Ürolojik bir şey varikosel ameliyatı. Ameliyat sonrasında uzunca bir süre yürüme zorluğu çektim. Normalde basit bir ameliyat olsa da çocukluk döneminden kalma ve çok geç olunmuş ve son evreye ulaşmış olmasından dolayı da hem ameliyat hem de ameliyat süreci sancılı geçmişti. Ameliyattan 3-4 ay sonra kusma ataklarım tekrar hızlanmaya başladı. Hatta bu sefer önceki dönemlerden de hızlıydı. Sürekli kusmaya, fenalaşmaya, ateşli ataklar geçirmeye başlamıştım. Sürekli öğürmeye ve kusmaya bağlı belli bir süre sonra kusmam yine kanlı şekilde oluyordu. Yine Göztepe hastanesi aciline gitmekten başka hiçbir şey yapmıyorduk. Çoğu zaman kendimde olmuyordum ve beni oraya götürmeyin gitmek istemiyorum artık diyordum ama yine orada oluyorduk. En yakın yer orası ama senelerdir gidip sonuç alınamayan,mide kanaması geçirdiği de müdahale edilmeyen yere defalarca gitmenin ne anlamı vardı. Bir de üstüne verdikleri bulantı serumu bulantımı durdurmak yerine beni hepten perişan ediyordu. Ayrıca bu dönemde maltepe tıp merkezi, ümraniye eğitim ve araştırma hastanesinde üst üste endoskopiler de çekilmiş ve birçok şey soru işareti olarak endoskopi sonucuna eklenmişti. Endoskopide bakılması gereken şeylere soru işareti konulmasından ötürü bu dönemde çekilmiş iki endoskopi de her gittiğim doktor tarafından çok gereksiz görüldü. En son annem ve babam araştır da özelde bir doktora gidelim dedi. Özel doktor yerine keşke fenalaştığım bir zaman özel bir hastanenin aciline başvuruşmuş olsaydı. En azından uzman doktor o halde görür ve polikliniğe felan yönlendirirdi. İnternetten kısa bir araştırma yaptım ve gastroenteroloji doktorları diye aratınca iki doktorun yorumunu fazla gördüm. Hangisine gitsek derken Çetin karaca'yı seçtik. 



İlk gittiğimizde ilgi alakası ile iyi bir izlenim vermişti. Bana geldiysen gastrit reflü ülser gibi basit bir rahatsızlığın yoktur zaten şikayetlerine ve bulgulara bakılınca farklı bir şey olduğu kesin demişti. Ayrıca son zamanlarda tabu alanayınca huzursuz bağırsak sendromu veya psikolojik gibi şeyler de söyleniyor diyince öyle bir hastalık gerçekte yok teşhis koyamayan ya huzursuz bağırsak sendromu der ya da psikolojik der geçer demişti. Bunu diyince güvenimizi kazanmıştı. İlk olarak çeşitli kan testleri istedi. Sonra çapaya yönlendirdi ve orada dahiliyeye gördündüm. Sonrasında 

Anal manometre, fmf gen testi gibi testler istenidi. Bu testlerde spesifik bir şey görülmemişti ve testler de negatif çıkmıştı ancak yine de colchicum dispert, antidepresanlar(tranco buskas) bağırsak hareketlerini etkileyen(azaltmaya yönelik) spasomen gibi çeşitli ilaçlar, rabelis adlı ilaç gibi üst üste birçok ilaç denenmiş ancak ilaçların daha kötü etmesinden dolayı ve zona gibi ciddi yan etkilerinin ortaya çıkmasından dolayı bırakılmıştır. Spasomen rabelis ve tranco buskas endoskopinin yapıldığı gün sonuçların çıkması beklenmeden aynı anda başlanmıştı. Adını hatırlamadığım başka şeyler de var tabi.


Yapılan Endoskopi ve Kolonosopi sonucuna göre eozinofilik özofajit adında bir hastalık teşhis olarak konuldu.Yemek borumu alerji hücreleri kapladığı söylenerek bu hücrelerin bağışıklığa dirençli olduğu ve bağışıklığı ilaçla baskılarsak hücreleri de kontrol altına alabileceğimiz söylendi. Ancak şöyle bir durum vardı. Yukarıda bulgu olarak yazanlardan aşağıda tanı kısmında sadece gastrit ve hafif iltihap tarzı bir şey yazıyordu. Zarfı açıp sonuca bakınca tamam işte bulduk senşn hastalığını farklı bir şey olduğunu biliyordum diye bağırınca gerçekten inandık ve hiçbir art niyet aklımıza gelmedi. Aa ama altta yazmayı unutmuşlar dedi ve labaratuvarda raporu yazan hocayı arayıp bize hemen yeni bir rapor fakslar mısın eozinofilik özofajiti tanı kısmına da yaz ama dedi. Ne olduğunu o an anlayamadık. Aklımıza da bize zorla bir tanı koydurtmaya çalışacağı asla gelmemişti. Yeni raporun gelmesini bekledik ve yeni rapor gelir gelmez eskisini yırtıp kendi çöpüne attı hemen. Sonrasında hastalığı internetten açtı ve bak benim dediğim gibi diyet ve ilaçla düzelen bir şey yazıyor diyerek hem bize göstermiş oldu hem de o bahaneyle meğer tam olarak bilgi sahibi olmadığı bir hastalığı internetten açıp bize okumuş oldu. İlk etap diyet denedim. 

Daha sonra alerji testi yapıldı testte pozitif çıkanları eleyerek bir diyet daha uyguladım ancak hiçbir fayda göremeyince bağışıklığın baskılanması ve hücrelerin yok olması için 3-3,5 ay boyunca Budenofalk adlı kortizon ilaç kullanmaya başladım. Hoca ilacı reçete ederken merak etme bu senin bildiğin kilo aldıran kortizonlardan değil aksine kilo bile verdirebilir dedi. Ayrıca uzun süreli kullanım olacağı ve pek bulunan bir ilaç olmadığı bir de pahalı bir ilaç olduğu için rapor çıkartmamı istedi. Rapor için hocadan çapadan çıkarmayı talep ettik. Benim bağlantım kalmadı çapayla oradan kovuldum diyerek bir numara verdi ve benim adımı ver sana çıkarsın bu hoca raporu demişti. O hocaya ulaşınca 2-3 gün haber bekledik. Haber gelmeyince tekrar aradık gittik ama bir türlü karşımıza çıkmadı. En son hocanın kendisi bizi arayarak kusura bakma ben bu ilacı sana rapor edemem dedi. Nedenini sorunca bu ilacı yazarsam askere alınma işe alınma durumların tehlikeye girebilir bu mesuliyeti alamam dedi. Bunu çetin hocaya söyleyince boşver sen onun dediklerini kafana takma rapor olmuyorsa kendi paranızla alın dedi ve eczane eczane dolaşıp zar zor 4-5 kutu bulduğunuz tüm ilaçları aldık. Keşke de bulamasaydık. Eczacı bile ne diye yazmış sana bu ilacı hastalığınla alakasız ve ağır bir ilaç haberin olsun diyerek beni uyarmıştı. Ama inadına güvenmeyi tercih ettik. Koskoca profesör bir bildiği vardır herhalde dedik. Ama herkes uyarmaya çalışmış bu ilaç hakkında beni. Hastalığın seyri de bu ilacın kullanımına başlanmasından 2-3 hafta sonra değişti. Bu tanı ve ilaç kullanımından önce sürekli kusma atakları yaşıyordum ancak sıvı boşaltımında hiçbir problem yoktu. Bol bol su hatta kusacağım zaman bile içerisi temizlensin diye su içerdim. Sürekli öğürme ve sürekli gegirme gibi bir durumum yada şişkinlik, hazımsızlık şikayetim yoktu. En büyük problemim bulantı ve kusma idi. Ancak ilaç kullanımından 2 hafta sonra ani kilo kaybı başladı. hazımsızlık,şişkinlik, öğürme, durmak bilmeyen geğirme, kötü ağız kokusu, midede ekşime, midede ve gögüste yanma ve sıvı boşaltımında gecikme bulguları ortaya çıkmıştır. Midemde inanılmaz sıvı çalkantısı hissetmeye başladım. Özellikle midedeki sıvı çalkantısı geçmişte hiç yokken bir anda ortaya çıkmış ve en büyük sorunum haline gelmişti. Sıvılar mideden saatler boyunca boşalmamaya başlamıştı.

3-3,5 aylık ilaç kullanımının sonlarına doğru 146 CRP ve 40 derece ateşli (serum ve ilaçlarla bile düşürülemeyen) bir enfeksiyon geçirdim. Başvurulan acilde kullanılan ilacın bağışıklığı çok zayıflattığı ve enfeksiyona neden olanın da o olabileceği söylenerek doktorumu arayıp ilacı bırakmam önerilmişti. Bu durumun öncesinde ilaç kullanımımın 9 haftalık sürecinden sonra hocaya ulaşıp çok perişan olduğumu söyleyince beni çapadaki öğrencisi aslı hocaya yönlendirmişti. Aslı hocaya gittiğimde tekrar endoskopi yapacağını söylemişti. Çetin hocanın 3 aylık ilaç kullanımı bittikten sonra etkisini görebilmek için endoskopi tekrarı yapabiliriz dediğini söyleyince teşhisi kesinleştirmiş olalım biz yinede yapalım dedi. Ve yapılan endoskopide alerji hücrelerinr dair bir bulgu yoktu. İlacın faydası olmuş sen kullanmaya devam et hocanı dinle demesi üzerine kullanıma devam ettim. En son enfeksiyon geçirip de doktoruna ulaş ilacı bırak denilince doktora ulaştım. Doktor durumumu öğrenince yapabileceğim başka bir şey yok teşhisin yanlış değil ancak araştırılsın dedi. Hatta sert bir üslupla bana geldiğinde kusuyordun kusman durmuş işte dahaene istiyorsun diğer sorunlarını da başkası çözsün demişti. Ayrıca kontrol randevusu da verdirmedi. Söyleyeceğim her şeyi telefonda söylüyorum zaten dedi. Kapatırken de ısrarla teşhisin yanlış değil araştırılsın bu hastalık üzerine başka tedaviler varsa al ve tek önerebileceğim 3 ay da ilacı kapsülünden çıkarıp kullan dedi. Bunu duyunca doktora diyebileceğimiz bir şey olmadığını anlamıştım. Hala teşhisim konuldu en azından diyerek alttan almaya çalıştık. Bu hastalık üzerine 1 seneye yakın çeşitli diyetisyenler , eozinofilik özofajit ile ilgili uygulamalar, öneriler ve diyetler denedim, alerji ilaçları denedim ancak en ufak bir rahatlama olmadı, kime gitsem teşhis doğru olsa az da olsa rahatlaman gerekirdi diyerek teşhisin yanlış olduğunu söyledi. Rahatlamak yerine aksine kilo kaybı ve mide boşaltım gecikmesi ilerlemeye devam etti.

Yapılan Endoskopilerde yemek borusunda eozinofilik özofajit durumu belirsizlik içerisinde kalmıştı ve en son koç üniversitesi hastenesinde güncel olarak 1 aylık mide koruyucu ilaç kullanımı sonrasında yapılan endoskopide eozinofilik özofajit görülmemişti. Ayrıca geçmiş dönemde yapılan endoskopinin patoloji parçaları istendi ve tekrar incelemeye alındı. İnceleme sonucunda ne geçmişte ne de şimdi alerji hücreleri olmadığı, olan birkaç hücrenin de özofajite bağlı olduğu ve teşhis doğru olsaydı bile uygulanan ilaç tedavisinin yanlış olduğu söylenmişti. Ne yapacağımızı şaşırmıştık.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BU BİR VEDA YAZISIDIR 1

BU BİR VEDA YAZISIDIR 6