EN SEVDİĞİM YABANCI AKTÖRLER
ROBIN WILLIAMS
Oynadığı her rolün hakkını sonuna kadar veren, çocukla çocuk, yetişkinle yetişkin olmasını bilen, hayat dolu, neşe dolu bir insan. Oynadığı her film iyi ki izlemişim dedirtti. Biraz da kendime benzetiyorum. Yanlış bir teşhis yüzünden depresyona giren ve bu hayat dolu, filmlerinde hep hayatın güzelliğini anlatan bu insan intihar etti. Yanlış bir teşhisle kayan onca hayattan yalnızca bir tanesi. Hayat hep iyileri vuruyor. Bu yüzden dünyanın adaleti yok ve hiçbir zaman da olmadı. Özellikle;
- Dead Poets Society
- Good Will Hunting
- Patch Adams
- Awakenings
- Mrs. Doubtfire
Filmlerini mutlaka izlemelisiniz.
- Jumanji
- Good Morning Vietnam
- The World According to Garp
- Insomnia
- One Hour Photo
Filmlerini de ayrıca öneriyorum.
AL PACINO
Üstad için ne söylesem az. Karizma, oyunculuk ne ararsan var. Gelmiş geçmiş en büyük bir iki oyuncudan birisi belki de en iyisi. Oynadığı her rolde büründüğü kişiliklerle kendisine hayran bırakan bambaşka bir yaratılış. Scent of A Women filmindeki dans sahnesi hakkında kendisinden 30 yaş küçük olan Gabrielle Anwar'ın kendisi için söyledikleri bile ne büyük bir karizma olduğunu bize gösteriyor.
Ustanın en ünlü filmi Godfather olsa da en iyi performansını seçmek çok zor.
"Scent of A Women" - "A Dog Day Afternoon" - "The Devil's Advocate"- "And Justice for All" filmlerindeki performansları da insanüstüydü gerçekten. Özellikle A Dog Day Afternoon filmini tek mekanda tek başına taşımıştı.
Al Pacino ile ilgili sinema dünyasında öyle unutulmaz tiradlar var ki say say bitmez.
Godfather filmi başlı başına bir şaheser olmakla birlikte ustanın bütün filmleri izlenmeli.
JACK NICHOLSON
Onu anlatmak için tek bir şey söylemek gerekirse başrol olmadığı ve çok sevdiğim A Few Good Men filminde bile kısa sürelerdeki mahkeme sahnelerindeki oyunculuğu bile yetiyor ne büyük bir oyuncu olduğunu anlamak için.
Guguk Kuşu filmi başlı başına bir sanat eseri. Sinema tarihinin en özel filmlerinden birisi. Benim de favori 4 filmimden birisidir.
"As Good As It Gets" filmi ustaya Oscar kazandıran ikinci filmi. Öyle güzel duygular yaşatıyor ki birçok farklı duygu değişimine sokmasına rağmen filmin sonunda ben ne güzel bir film izledim böyle demekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz.
The Bucket List filmini de ayrı bir severim. Morgan Freeman ile birlikte filmi taşımışlardı.
The Shining, The Departed felan zaten herkesçe bilinen en ünlü filmlerinden.
RALPH FIENNES
Sinema dünyasının hakkı yenen oyuncularından birisi. Underrated diye tabir edilen sınıfa belki de en çok yakışan isim. Schindler's List filmindeki rolü gelmiş geçmiş en iyi yardımcı oyuncu performanslarından birisidir. Oynadığı her rolün hakkını her dönemde vermiş bir isim. Hem geçmiş rolleri hem de hâlâ yeni çıkan filmlerinde bile kalitesini her zaman göstermesi ve film kötü dahi olsa oyunculuğu ile filmi izlenebilir duruma getiren sinemaya aşık olan ve bizi de sinemaya aşık edenlerden. The Grand Budapest Hotel filminin şahane sinematografisinin yanında Ralph Fiennes'in yaptıklarını film boyunca izlemenin tadı bambaşkaydı. Çok geniş bir oyunculuk repertuarına sahip. Çok çeşitli rollerde oynamış ve oynadığı her rolün altından kalkmayı başarmış, hatta başarmakla da kalmamış filmi de taşımış bir isim olmuştur hep.
JAMES STEWART
Komedi olarak değil ama yabancıların Kemal Sunal'ı bu adam. Adama dur durak bildirmeden doyasıya film çektirmişler. Çok fazla film arşivine sahip. Ve dönemine göre çok büyük bir oyuncu kesinlikle. Gelmiş geçmiş en iyi oyuncular listesinde yine top 5'i zorlayan bir isim. Oynadığu filmlerde başka birisi olsa belki hatırlanmayacak çok filmi var ama sırf o oynadığı için çok farklı bir boyuta taşınmış, sinema tarihinin unutulmaz filmlerine girmiş de çok fazla filmi var. It's Wonderfull Life filmini izlemeden önce neden fantastik film kategorisinde yer alıyor diye anlam verememiştim. Filmi izledikten sonra o dönemde fantazinin kralını yapmışlar dedim. Her şeyiyle bir başyapıt.
Rear Window , Rope , Anatomy of A Murder gibi tek mekan filmlerini oyunculuğu ile arşa çıkarmış bir isim.
Vertigo filmini zaten anlatmaya bile gerek yok. O kadar çok filmi var ki izlenmeye değer, yalnızca benim değil birçok kişi özellikle açıp onun filmografisini izlemediği sürece ömrü yetmez.
MORGAN FREEMAN: Yaşlı Kurt. Çok büyük oyuncu. Bu adamın genç halini hiç hatırlamıyorum fotoğraflarda bile. Gençlik yılları diye gördüğüm fotoğrafları bile yaşlıydı. Yan rol olarak girdiği filmlerde bile oynadığı sahneyle filmin önüne geçmeyi başaran harika bir oyuncu.
Esaretin Bedeli filminde hapisten çıktıktan sonra markette çalışırken patrondan tuvalete gitmek için izin istediği sahneyi asla unutamıyorum. Se7en filminde dedektif Mills ve eşinin evinde hunharca güldükleri o doğal sahneyi asla unutamıyorum. The Bucket List filmindeki performansı ve yine The Magic of Belle Isle filmi de çok özeldir benim için. Ayrıca Ted 2'de kendisini görünce de çok şaşırmış ve mutlu olmuştum. Komedinin kralıdır.
CHRISTOPH WALTZ: Ralph Fiennes ile birlikte en underrated oyuncular listesinin zirvesindeki bir diğer isim. Inglourious Basters filminde Albay Hans Landa rolünü dünya üzerinde ondan daha iyi oynayabilecek birisi çıkmaz muhtemelen. Başrol olarak pek fazla filmde rol almadığı ve genelde daha az bilinen filmlerde ve rollerde görev aldığında, filmde muhteşem oyunculuk sergilese bile hiçbir zaman fazla dillendirilen bir isim olmamıştır. Tıpkı Tarantino'nun kendisine verdiği Albay rolü gibi özel roller ve özel filmlerde oynamış olsa şuan adını efsaneler arasına çoktan yazdırmıştı. Benim için bir efsanedir zaten.
CHARLES LAUGHTON: Yeni neslin birçoğunun bilmediği hatta adını duyunca hiçbir çağrışım uyandırmayan bir isim olsa da Witness for The Prosecution filmindekş performansı sinema tarihinin en iyi performanslarından birisidir. Çok çok eski dönemlerde böylesine oyunculuk sergilemesi muhteşem gerçekten. Filmi izlemeyenler izlerlerse ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklardır. Mahkeme filmlerini sevenlerin ise mutlaka izlemesi gerek. Ben de çok fazla filmini izleyemedim. 3-4 filmini izledim. Gelişi güzel seçtiğim için film bakımından iyilerine denk gelmek zor oldu çok eski filmler olduğundan günümüzde o kadar beğenileceğini düşünmüyorum. Ama Beklenmeyen Şahit filmi zamansız ve zamanının çok ötesinde inanılmaz bir eser.
RICARDO DARIN: Ralph Fiennes ve Christoph Waltz Avrupa-Amerika sinemasında yine bir şekilde belli bir popülerliğe sahip bir isim. Ancak Ricardo Darin kıtasından dolayı gelmiş geçmiş en underrated oyunculardan birisi. Hollywood'da felan olsa 3-4 Oscar alırdı muhtemelen. Adamın hiç mi kötü bir filmi olmaz. Oynadığı her filmde o kadar doğal ve iyi bir oyunculuk sergiliyor ki hayran olmamak elde değil. Filmografisine bodoslama daldığım birkaç isimden birisidir. Arjantin'in Messi ve Maradona'dan sonra en büyük ismi valla. Özel hayranı olduğum bir isim ve filmlerine de yine özel olarak hayranım.
Diyalogları ve hissettirdikleriyle unutamadığım filmlerden birisi olan The Secret in Their Eyes ve soygun filmlerinin atası Nine Queens filmleri tam bir şaheserdir.
Wild Tales filmini tek bir film olarak tanımlamaktan ziyade birbirinden bağımsız 6 güzel kısa filmle oluşturulmuş bir film denilebilir. Bireylerin bazı beklenmedik tepkilerinin ortaya çıkarabileceği sonuçları anlatan, kısa kısa filmler olduğundan oldukça sürükleyici harika bir kara komedi.
2. Hikaye harici diğer 5 hikaye de muhteşemdi cidden. Ricardo Darin haricinde bir başka sağlam oyuncu Oscar Martínez de yer alıyordu filmde. Mutlaka izlenmesi gerekli. İzlenmesi gerektiğini düşündüğüm diğer filmleri;
Argentina 1985
Heroic Losers
Son of The Bridge
Ayrıca farklı bir konuya sahip olan "XXY" filmi çift cinsiyetlilik konulu çok iyi bir akışa sahip olmayan ama farklı bir konu, senaryoya sahip dram filmi arayışında olanların izleyebileceği filmlerden birisi.
KEVIN SPACEY: Doğuştan gelen oyunculuk yeteneklerine sahip isimlerden. Ne rol yapıyor ve dedirtiyor oynadığı birçok filmde. Kısa süreli ekranda göründüğü ya da diyalogsuz, sadece jest ve mimiklerle felan sürdürdüğü sahnelerde bile oyunculuğuna hayran bırakıyor. Özel hayatında karıştığı durumlardan dolayı son dönemlerde kendisine karşı olan sevgi azalmış olsa da oyunculuk anlamında hakkını sonuna kadar vermek lazım.
American Beauty
Se7en
L.A. Confidential
The Usual Suspects
The Life of David Gale
Glengarry Glen Ross
Gibi filmleri mutlaka izlenmesi gereken filmler. Ancak bilim kurgu türünğ sevmeyen beni bile hayran bıraktığı az bilinen sağlam bir bilim kurgu filmi olan K-Pax filmindeki oyunculuğu da gerçekten çok özeldir benim için.
DANIEL DAY LEWIS: Rolünü dibine kadar yaşayan, sinema ve oyunculuk için doğmuş birisi. There Will Be Blood filmini anlatmaya gerek yok. Her şeyiyle Başyapıt. Filmi özel kılan ise insanüstü oyunculuğuydu tabiki. Oynadığı her rolü dibine kadar yaşayan birisi olsa da özellikle "In The Name of The Father" filmindeki oyunculuğu da bambaşkaydı. Tam bir ödül canavarı. O yüzden hakkı yenilen bir isim demek manasız olacaktır. Oscar kazandığı bir diğer film Sol Ayağım filmdeki oyunculuğu ve daha yeni yapımlardan Phantom Thread filmindeki performansı da çok özeldir.
CHRISTIAN BALE
DI CAPRIO
MATT DAMON
RUSSELL CROWE
ROBERT DE NIRO
JIM CARREY
SEAN PENN
VIGGO MORTENSEN
MADS MIKKELSEN
JAKE GYLLENHAAL
GARRY OLDMAN
ETHAN HAWKE
RICHARD GERE
JOHN CUSACK
GEOFFREY RUSH
EDWARD NORTON
Woody Harrelson
TOM CRUISE
FRANÇOIS CLUZET
BARRY PEPPER





Yorumlar
Yorum Gönder